Bilgi çalışanları huzursuz, Bilgi çalışanları yorgun, Bilgi çalışanları önünü göremiyor ve en önemlisi Bilgi çalışanları umutsuz, mutsuz…
Yıllardır birikmiş sorunlarımız vardı, yeni kampüs açılışlarıyla ya da başka hedeflerle karşılaştırılıp küçümsenen ve çözümleri sürekli ertelenen…
Sonunda “buyrun bunları yeni yönetiminizle çözün” dendi; kampüsler ve demirbaşlarla birlikte devredildik…
Bu bir tür travmaydı; belirsizlikti, ama bir yandan da sorunlarımızı konuşabileceğimiz yeni bir yaklaşımla karşılaşma umuduydu…
Bizleri “masraf”a indirgeyen bir yönetimle “karşılaştık” ne yazık ki...
Hazırlık hocaları ‘taşeron dil şirketinin elemanlarınca’ denetlendi ve “ayıklandı”…
Destek personele “taşeron” tehdidi çıktı bu karşılaşmadan…
Vakıf üniversitesiymiş, fark etmez, “kâr getirmeyen” bölümler eski yönetimin “fantezisi” diye anılır, üstlerine sürekli bir gölge düşer oldu…
Burslu öğrencilerin yeni tanımı da “bedavacı”…
‘Kapatılacak bölümler’ listesi yapılmaya başlandı.
Bilgisayar Bilimleri geçici kurtuluşu Matematik Bölümü ile birleşmekte buldu; YÖK’ten bir engel çıkmazsa tabii…
Ekonomi Politik ve Toplum Felsefesi bölümü hoca ve öğrencileri bu kadar şanslı değiller. Onlar artık “olmayan bir bölüm” için çalışıyorlar. Hatta öğrenciler başka bölümlere geçiş yapmaya zorlanıyorlar…
Akademik mail listesine mail atmak, İş Kanunu’nun “amirine hakeret etme” maddesine bağlanarak personel çıkarma nedeni olarak gösterildi. Hani “işçi” değildik biz?
Saat ücretleri, dönem başladıktan sonra sürpriz bir şekilde “ayarlandı”. Senelerdir uzmanlığına başvurduğumuz kısmi zamanlı hocalar, düşürülmüş saat ücretli bordrolarla bize başvurduğunda, sadece mahcup olabildik…
Basın “porno skandalı” dedi, Bilgi bir ilke daha sahne oldu, E-1 Binası’nda OHAL ilan edildi. Akademinin sorunları akademinin kurumlarına değil, savcı ve polise havale edildi. Yargısız infaz ile mail ile öğretim elemanı atıldı…
“Yazı”nın yalnızca internet ve cep telefonu mesajında kullanıldığını sanan, “okuma”yı öğrenememiş üniversite öğrencilerinin varlığına rağmen Türkçe dersleri “lüzumsuz” kabul edildi. Türkçe hocalarına “yol verilmek” üzere…
İdari personel birer ikişer eksiliyor, kimsenin ruhu duymuyor. Orada kimse var mı?
Kurumun belleği, bölümlerin taşıyıcısı kıdemli asistanların bir kısmı Eylül’de artık burada olmayacağı tehdidi altında doktoralarını bitirmeye çalışıyor. Her bölümde tek kadrolu asistan kalana kadar kıyım sürecek. Bu plan çoktan açıklandı bile. Sonrası 10 aylık “burslu öğrenci” statüsü ile paryalık sistemi. Hani Bilgi’nin “öğretim üyesi yetiştirme misyonu?”
Özel sağlık sigortasından yararlananlar yıl yarısı olmadan “limitiniz doldu” mailleri almaya başladılar. El çabukluğu marifet, bir baktık, % 40’lara varan oranlara düşmüş bu limit.
İşyerinde ücretsiz kreş yasal bir zorunluluk. Çocuklarımız yanı başımızda, iş arkadaşlarımızın çocuklarıyla ücretsiz ve kaliteli bakım hizmetinden faydalansın istiyoruz. Burada da boş sözler var, senelerdir bir gelişme yok. Maaşımızın büyük bir kısmı özel kreşlere gidiyor.
Okul yönetimi, personel giderlerinin yarı yarıya azaltılacağından bahsediyor toplantılarda.
Nisan ‘zamları’ Bilgi çalışanları için tek cümleyle özetlenebilir: Bankamatik başında hayal kırıklığı… Bir kısmımıza sigara parası, çoğumuza temiz hava, açıklama bekleyenlere bol güneşler…
Koca Fen Edebiyat Fakültesi Santral’den hocasıyla, öğrencisiyle sürülüyor. Yeni açılan “gözde”, “para kazandıracak” birim ve fakülteler, eskileri, “para kazandırmayanları” kovuyor.
Sosyal ve temel bilimlerdeki birikimimize saygı gösterilmiyor. Bunlar olmadan üniversite olur mu? Kalır mı?
Üstelik bütün bunlar,
akademik mail ortamındaki yazışmalara RAĞMEN,
bölüm başkanlarının ve dekanlarının itirazlarına RAĞMEN,
sendikalı, sendikasız Bilgi çalışanlarının ve öğrencilerin tepkisel eylemlerine RAĞMEN,
daha da önemlisi ÜNİVERSİTE YÖNETİM KURULU’NA RAĞMEN,
Yönetimin defalarca şeffaflık sözü vermesine RAĞMEN yukarıdan dayatılarak, otoriterce yapıldı, yapılıyor…
DAHASI VAR
Haziran seçimlerinden sonra yeni YÖK Yasası çıkacak, kâr amaçlı kurumlar üniversite açabilecekler.
“Kârlılık” tepemizde sallanan değil doğrudan akademinin kalbini hedef alan bir kılıca dönüşecek.
‘Kâr getirmeyen bölümler’ kapatılacak. Kapatılmaması için bir neden var mı?
“Sponsorunu bulamayan” veya “online dağıtılacak kadar tektipleştirilememiş” bölüm ve dersler önce küçümsenecek, sonra küçülecek, en sonunda da karikatür ‘servis derslerine’ dönüşecek.
Kâr getirenler için de durum çok iç acıcı görünmüyor; Onların hocaları da üniversitenin dershaneye dönüşüm sürecine tanıklık edecek. ‘Adjunct-slavery’, kısmi-zamanlı-kölelik diye literatüre geçmiş sistem bize gerçekten çok mu uzak? Bir ‘googlelayalım’ bakalım!
Destek hizmetleri taşeronlara devredilecek.
İdari personel daha az elemanla daha çok iş yaptırmak için baskı altına alınacak.
“Laureate’e ödenmesi gereken borçlar”, denk bütçe derken, yeni yatırım planlarının birer piyonu haline geliyoruz.
Hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığımız bütçe hesapları bir tehdit olarak tepemizde sallanıyor.
BUNLAR BİRER FANTEZİ DEĞİL.
KARAMSAR, İŞGÜZAR KAFALARDAN ÇIKMIŞ SENARYOLAR DEĞİL.
BUNLAR ESKi/YENİ İŞVEREN OLSUN, SENDİKA OLSUN BAŞKA BİR KURUMA SU TAŞIMAK İÇİN ABARTILMIŞ DENEYİMLER DEĞİL.
YAN YANA KOYARAK GÖRMEK İSTEMEDİĞİMİZ, AĞIRLIĞI TAŞIMASI ZOR DENEYİMLERİMİZ.
YOKSA HANGİ AKILLI GİRER BU “SENDİKALAŞMA” DEDİĞİN ZOR İŞE, KEYFİ OLSA YERİNDE?
PEKİ NE YAPACAĞIZ?
İş bulup gitmek bir çözüm elbet; ama artık bir piyasaya dönüşen sektörde, nereye?
Yıllarca havasını soluduğumuz, ruhumuzla, emeğimizle var ettiğimiz, bizim için işyerinin ötesinde bir anlama dönüşmüş olan okulumuzu neden bırakıp gidiyoruz?
Biz bir grup Bilgi çalışanı hiçbir yere gitmiyoruz!
Bilgi’ye ve asıl önemlisi birbirimize sahip çıkmak için buradayız, birlikteyiz.
BİLGİ artık Sendikalı bir üniversitedir!
Aynı Wisconsin Madison gibi, New York University gibi, Liverpool Üniversitesi gibi, Paris I Sorbonne gibi, Berlin Humbolt Üniversitesi gibi, Viyana Üniversitesi gibi, York Üniversitesi gibi… Son dönemde akademisyenlerin örgütlenmesinin önemli bir birlik, ortak ses/söz yarattığı pek çok başka dünya üniversitesinde olduğu gibi.
Bir yılda bu gerçeği okul yönetimi de kabul etti. İnanmayın, “üniversitede sendika olmaz” diyenlere. Açın bakın! Laureate ağındaki Liverpool Üniversitesindeki University and College Union’a (UCU) bakın! (http://www.liv.ac.uk/laut/)
İki ay içerisinde bu okulun yarısına yakını kitlesel olarak sendikaya üye oldu.
Yetki almak için göstereceğimiz son küçük bir atılım, Türkiye’de üniversite tarihine de, kendi geleceğimizin huzur ve onuruna da şık bir imza olacak. Bilgi, bir ilki daha gerekleştirecek.
SENDİKA, bir işyerinde çalışanların sesinin/sözünün dikkate alınması için hukuksal zemin hazırlayan TEK kurumdur. Dernek, STK, Vakıf, Kurul bu güvenceyi sağlamaz.
Yetki alındıktan sonra yönetimin sendikalı Bilgi çalışanları ile imzalamak ve uymak zorunda olduğu Toplu İş Sözleşmesi (TİS), bir işyerinin anayasasıdır.
TİS’de yazılı parasal ya da işyeri ilişkilerini düzenleyen her türlü koşula işveren ve çalışan yasal olarak uymak zorundadır.
Bilgi’ye özel TİS için yaptığımız çalışmalarda, hem Türkiye’de Eğitim-Sen’in kamu üniversiteleriyle yaptığı protokolleri, hem de Kanada, Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerdeki üniversitelerde uygulanmış toplu sözleşme örneklerini göz önüne alıyoruz.
Sendika üyeliğinde GİZLİLİK esastır. Sendika üyelerinin listesi ve üyelik bilgileri hiçbir koşulda okul yönetimi ile paylaşılmaz.
Listeler ancak TİS için gerekli yüzde 50+1 sayısına ulaşıldıktan sonra ilgili Çalışma Bakanlığı’na verilir.
Sendikal bilgilendirme amaçlı mail listelerinde üyeler isterlerse isimleri gizli tutulur. İstenirse sendika iletişim listesine üyelik takma mail adresiyle de yapılabilir.
Sendika üyeliği anayasal bir haktır, işyerinde her türlü amirin / bölüm başkanının / idari koordinatörün üye olunmaması yönünde uyguladığı sözel ya da fiziksel her türlü baskı anayasal bir suçtur.
Sendikaya üye olmak, oy kullanmak kadar doğal bir haktır. Evlenmek kadar doğrudan hukuki sonuçları olan bir işlemdir.
Ve Bilgi’de Sendikal süreç bir macera, bir manipülasyon, bir heyecan değil, canı yanmış pek çok insanın ortak “ihtiyaç ve infial hissi” ile doğmuştur.
YAPILACAK ÇOK ŞEY VAR…. BİRLİKTE!
Her birimizin birer masraf kalemine dönüştürüldüğü, sonuçta ister istemez emeğimizin, kişiliklerimizin, özlük haklarımızın inkâr edildiği bir süreçten geçiyoruz.
Hepimiz yorgunuz, sürekli bir tehdit algısı ile enerjilerimiz tüketiliyor. İşyerine aidiyet algılarımız zayıflatılıyor, artık sadece günü kurtarıyoruz.
Ama aynı zor dönem, biricik, çıkar ilişkilerinden arınmış, statüler-arası bir dayanışma hareketini doğurdu.
BÜTÜN BUNLARI BİRLİKTE DEĞİŞTİREBİLİRİZ.
Sendikalılar da sendikasızlar da işten çıkartılabilir. Son bir senede Bilgi’de sendikalıdan daha çok sendikasız işten çıkarıldı. Daha da çıkarılacağa benzer. Üye olup olmadığına bakmaksızın, sendika işten çıkarılan herkese hukuki yardım konusunda el uzattı.
Ama işten çıkarmalara karşı ortak tepki verme ve korunma hakkı ancak sendikalı çalışanların elindedir.
Sendikaya üye olup, zaman içinde tanıdıkça ve öğrendikçe daha katılımcı olmak isteyebilirsiniz.
Her hafta Pazartesi günü 18.30’da Sendikamızın Aksaray’daki Şubesinde veya Üniversitemizde buluşur, o hafta gelen üyelerle kararları alır, iş bölümlerini yaparız.
Aslî haberleşme kanalımız, tüm sendikalılara açık olan bilgisendika_iletisim@googlegroups.com dur. Bu listeye Sendikalı Bilgili olarak, ister kendi, ister takma isminizle üye olmak için, mahsunturan@gmail.com adresine mail atmanız yeterlidir. Aynı şekilde, sendikaya üye olmak için de bu iletişim adreslerini kullanabilirsiniz.
Bu yapılanma dışında hiyerarşik yapı, gizli komite, örtük/açık başkanımız yoktur.
Pazartesi toplantıları, tüm Sendikalı Bilgililere açıktır. Biz hep buradayız!
Gel, hepimizin gücü olacak TİS için eksik olan sesimiz sen ol.
TİS taleplerin için, websitemizdeki TİS anketini doldurup, aşağıdaki mail adresimize yollayabilirsin.
TİS yapmak için yüzde elliye yüzerken son kulacımıza sen de katıl!