Bilgi Üniversitesi Davası: Basın Açıklaması, 14 Kasım-14.00, Çağlayan

14–14–çağlayan–bilgi

ÜNİVERSİTEYİ, AKADEMİK ÖZGÜRLÜĞÜ, BİLGİNİN VERDİĞİ SORUMLULUĞU,  BİLİMSEL ÖZERKLİĞİ VE EMEKÇİLERİN DAYANIŞMASINI SAVUNUYORUZ!

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ DAVASINA DESTEK ÇAĞRISI

Sevgili meslektaşlarımız, öğrencilerimiz,

eğitim ve bilimin üretildiği ve ihtiyacının duyulduğu her noktadaki dostlar,

14 Kasım Pazartesi günü saat 14.00’de Çağlayan Adliyesi İstanbul 1.  İş Mahkemesi’nde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden hukuksuz ve aslen sendikal sebeplerle işten çıkarılan arkadaşlarımızın açtığı işe iade davasının ikinci duruşması görülecek. Bu genç akademisyen arkadaşlarımız, kâr amaçlı bir şirketin Bilgi Üniversitesi’ni ‘yeniden yapılandırması’ sürecinde, akademik özgürlüğün zemini olan bilimsel özerklik, akademik onur ve iş güvencesi için ses çıkardıkları ve bu sürecin önünde engel olarak görüldükleri için işten çıkarıldılar. Güvencesizleştirme, akademinin en kırılgan kesimi olan ‘en alttakilerden’, okutman ve araştırma görevlilerinden başladı. Yetiştikleri Türk Dili, Sosyoloji, Tarih, Matematik, Hukuk, Karşılaştırmalı Edebiyat, İktisat ve Kültürel Çalışmalar bölümlerine arkalarından güvencesiz statüde yeni ‘personel’ istihdam ediliyor.

Kâr amaçlı bir üniversite şirketi olan Laureate Education, Inc. tarafından 2009’da fiilen devralınan İstanbul Bilgi Üniversitesi, sayısı neredeyse 200’e ulaşmış Türkiye üniversitelerinde akademik özgürlük, iş güvencesi, bilimsel onur, bilimsel özerklik, genç bilim insanlarını yetiştirme politikası konusunda artık bilim insanlarının değil, işletmecilerin söz sahibi olduğu bir modele doğru gidildiği gerçeğinin en gözle görülür hale geldiği yükseköğretim kurumlarından biri artık.  Yeni YÖK Yasası kapımızda! Kâr amaçlı şirketlerin belirleyici olduğu bir ‘üniversite pazarı’ nasıl bir b(B)ilgi, nasıl bir bilim, nasıl bir akademisyen nesli, nasıl bir eğitim üretecek? Bu süreçlerde kimler söz sahibi olacak? Eski sistemin sorunları öne sürülerek, daha otoriter, daha tektip, daha seçkinci, daha vasat bir üniversite yapısına savrulmamak için, tanımlamamız ve savunmamız gereken değerler var!

Bilgi, bilim ve eğitimi, onurumuz ile üretmeye ve böyle üretilmiş bilgi, bilim ve eğitime erişmeye devam edebilmek için, seslerine ses, sesimize ses katın!

14 Kasım Pazartesi günü saat 14.00’te Çağlayan Adliyesi 1. İş Mahkemesi’nde görülecek ikinci Bilgi Üniversitesi duruşması öncesinde, arkadaşlarımıza destek olmak için emek ve demokratik kitle örgütleri olarak 13.30’da yapacağımız basın açıklamasına katılın!

Seslerine ses, sesimize ses katın!

Eğitim-Sen Sendikası İstanbul 6. Üniversiteler Şubesi ** İstanbul Tabib Odası – TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ** Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği ** DİSK/Sosyal-iş İstanbul Şubesi **  DİSK/Dev-Sağlık-İş ** DİSK/Birleşik Metal-İş ** Türk-İş/Petrol-İş Merkez **  TÜRK-İş/Tez-Koop-İş İstanbul 5. Şube ** DİSK/Limter-İş Sendikası ** Çağdaş Hukukçular Derneği ÇHD ** Sosyal Araştırmalar Vakfı SAV ** Bağımsız Sosyal Bilimciler BSB **

Asistanların işe iade davası 10 Ekim 9.45′te Çağlayan’da

6 yıl (ve artı bir opsiyonel yıl) içinde doktoralarını tamamlamadıkları bahanesiyle işten çıkarılan 9 asistan arkadaşımızın davası 10 Ekim Pazartesi, 9.45′te Çağlayan Adliyesi, 1. İş Mahkemesi’nde görülecek.

6+1 şartıyla ilgili yönetimle süren görüşmeler sonuç vermemiş, hiçbir çalışanın itirazı dikkate alınmaksızın; doktoralarını bitirmemiş ve 7 yıldan fazladır Bilgi’de çalışmış araştırma görevlisi arkadaşlarımıza işten çıkarılacakları bildirilmişti. İş yüklerinin fazlalılığı ile çalıştıkları başka birtakım araştırma projelerinin doktora çalışmalarını hızla bitirmelerini sağlayamaması, birçok arkadaşın aslında tezlerini neredeyse bitirmiş olması, yürüttükleri araştırma projelerinin akademik ünvanlarla değil ama toplumla kurduğu doğrudan bağ ve bunun gibi, onların sahici birer akademisyen olma yolunda olduklarını gösteren nice çalışmaları, etkinlikleri, ürettikleri değerler yok sayılarak arkadaşlarımız üniversiteden çıkarıldılar.

Bilgi’ye yeni asistan alımları 10 aylık anlaşmalarla yapılıyor bu dönem itibariyle. İşten çıkarılan veya işten yılan arkadaşlarımızın yerine geçen asistanlar, yazın maaş almayacakları ve sağlık sigortasından mahrum olacakları bir sözleşme imzalayarak işe başlıyorlar. Bu sözleşmelerden önce işe girmiş asistanlarsa 6 yıl içinde master ve doktoralarını bitiremeyecekleri için, günleri dolduğunda işten çıkarılacaklarını bilerek işlerine gidip gelmeye devam ediyorlar.

Tüm duyarlı üyelerimiz ve dostlarımızla bu davada yan yana olmak isteriz. 10 Ekim Pazartesi sabahı Çağlayan’da olalım.

 

Sosyal-İş Genel Kurulu için Delege Seçimi

 

Sevgili Sendikalı BİLGİ’liler,

Delege oylamasına katılmanız önemlidir.

23 Ağustos Salı günü yapılacak delege seçimi için adaylık başvurusunda bulunan arkadaşların isimlerini aşağıda görebilirsiniz.

Oy kullanmak isteyen arkadaşlarımızın zaman darlığı yaşamamaları ve katılımın mümkün olduğunca fazla olmasını sağlamak amacıyla oylama sabah 9.30′da başlayarak gece saat 22.00′a kadar devam edecektir.

Akademisyenler

1. Dicle ÖZTÜRK

2. Berrak KARAHODA

3. Ruhan ALPAYDIN

4. Chris STEPHENSON

5. Yonca DEMİR

6. Murat PAKER

7. Hakan ARSLAN

8. Murat ÖZBANK

9. Zehra KAFKASLI

10. Bülent BİLMEZ

 

Destek Personel

12. Mehmet SEVİM

13. Şerife TARĞAY

14. Süleyman BİNAY

15. Mehmet YOLERİ

16. Mesut ÖZCAN

 

İdari Kadro

17. Beyhan SUNAL

18. Hatice SÖNMEZ

19. Sema BOZKIR

 

SOSYAL-İŞ İSTANBUL ŞUBESİ

Adres :
Muratpaşa Sk. Bilge Apt. No:21 D:2 Yusufpaşa
Aksaray / İstanbul

Tel : +90 212 523 24 89
Fax : +90 212 534 30 88

web: www.sosyal-is.org.tr
email : istanbulsube@sosyal-is.org.tr

 

Temmuz ayından son gelişmeler

Temmuz ayı içinde, okulumuza  hakim olan ve etkisini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz kâr amaçlı eğitim zihniyeti, bunca yıldır özenle muhafaza etmeye çalıştığımız eğitim kalitemize, akademik özgürlüklerimize ve akademik onurumuza iki ağır darbe daha vurdu:

1) İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin “iyi” bir üniversite olmasına uzun yıllar boyunca çok önemli katkılar yapmış, isimleri aşağıda yazılı 27 meslektaşımız işten çıkartıldı:

1 Bahar Şahin Araş. Gör. FEF 6+1
2 Beril Sönmez Araş. Gör. FEF 6+1
3 Fırat Kaya Araş. Gör. FEF 6+1
4 Gökçe Öcal Araş. Gör. FEF 6+1
5 Evin Aslan Araş. Gör. FEF 6+1
6 Aslı Odman Araş. Gör. FEF 6+1
7 Oya Cesur Demir Araş. Gör. FEF 6+1
8 Ömer Albayrak Araş. Gör. FEF 6+1
9 Reyda Ergün Araş. Gör. HUKUK 6+1
10 Göktürk Uyan Araş. Gör. HUKUK 6+1
11 Erdem Akyazılı Araş. Gör. HUKUK 6+1
12 Alişan Çapan Araş. Gör. HUKUK 6+1
13 Hale Akay Araş. Gör. İİBF 6+1
14 Fatma Pınar Arslan Araş. Gör. MYO Öğrenci sayısının az olması sebebiyle Program’ın kapatılması
15 Hande Şahinkaya Araş. Gör. MYO Öğrenci sayısının az olması sebebiyle Program’ın kapatılması
16 Melda Keçeci Araş. Gör. MYO Öğrenci sayısının az olması sebebiyle Program’ın kapatılması
17 Akın Tek Okutman FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
18 Aslı Güneş Okutman FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
19 Öznur Şahin Okutman FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
20 Sibel Ercan Okutman FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
21 Yalçın Armağan Okutman FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
22 Selma Altıntaş Bursalıoğlu Okutman-saat ücretli FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
23 Ali Serdar Okutman-saat ücretli FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
24 Nesrin Şentürk Okutman-saat ücretli FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
25 Sinem Çelebioğlu Okutman-saat ücretli FEF-TK Türkçe derslerinin azaltılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca
26 Semra Somersan Öğr. Üyesi FEF -
27 Erol Katırcıoğlu Öğr. Üyesi İİBF -

 

Bu kıyımın “tanıtım” döneminde yapılmış olması, Bilgi Üniversitesine hakim olan zihniyetin artık, alenen,  “öğrenci” değil, “müşteri” çekmeye çalıştığını, bunun için de eğitim kadrosunun akademik kalitesine değil, pop kültür ürünü içeriksiz pazarlama stratejilerine ve reklam kampanyalarına güvendiğini  tüm çıplaklığı ile ortaya koydu.

İşten çıkartılan meslekdaşlarımız, reklam olsun diye değil, “gerçekten Bilgiliydiler”. İsimleri, Bilgi’nin kayıp hanesine yazılacak. Onlara bu kıyımı reva gören kar amaçlı eğitim zihniyetinin, Bilgi Üniversitesi’nin bugüne kadar lekesiz kalmış akademik itibarına, akademik onuruna verdiği büyük zararı, ulusal ve uluslarası her türlü platformda, bu zihniyeti benimsemeyen, bu zihniyetin neden olduğu haksızlıklara sessiz kalmayan “gerçek Bilgileler de” olduğunu anlatarak telafi edeceğiz. Hukuki ve diğer meşru girişimlerle kıyıma uğrayan arkadaşlarımızla her zaman dayanışma içinde olacağız.

2) Okulumuzun “iyi” bir üniversiteyi “iyi” bir üniversite yapan değerlerden hızla uzaklaştığını vurgulayan, bu değerleri benimseyen herkeste hicap uyandıran bir tanıtım zihniyetini eleştiren ve onlarca değerli Akademisyenin işten çıkartılmak üzere olduğunu açıklayan Chris Stephenson hakkında, bu gerçekleri dile getirdiği için açılan disiplin soruşturması başladı.

Kafkaesk bir anlamsızlık sisi içinde 8 saat süren trajikomik soruşturmanın, Chris’in ifadesinin alındığı ve şahitlerin dinlendiği, kapalı kapılar ardında yapılan ilk oturumu, Bilgi Üniversitesinin  son yıllarda yaşadağı yüz kızartıcı “ilkler” dizisinin en sonuncusu idi. Anlaşılan o ki Bilgi Üniversitesine hakim olan zihniyet, Chris’in mesajında önerdiği “dünyada bir günde en çok akademisyeni işten çıkartan üniversite” rekorunun yanısıra, “dünyanın en anlamsız ve en uzun süreli disiplin soruşturmasını yürüten üniversitesi” ve “en hızlı itibar kaybeden üniversite yönetimi” dallarında da rekor kırmak azminde… Zira soruşturma 8 saatle bitmedi! Chris’in soruşturmasının ikinci oturumu 1 Ağustos Pazartesi günü saat 14:00’de Dolapdere Kampüsünde yapıldı.  Chris’in şahsında Bilgi Üniversitesi’ni Bilgi Üniversitesi yapan akademik değerlere, en başta da Akademik ifade özgürlüğüne destek vermek isteyen herkesi gelişmeleri takip etmeye çağırıyoruz.

SENDİKALI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞANLARI

12 Eylül Zihniyeti Bilgi’ye Giremez

Christopher Stephenson

Bilgisayar Bilimleri’nden Christopher Stephenson hakkında, 17 Haziran 2011 tarihinde yolladığı e-posta sebebiyle soruşturma açıldı.

Soruşturma, 12 Eylül askeri diktatörlüğü döneminde hazırlanan ve Üniversiteleri kontrol altına almak için yürürlüğe konulan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği‘ne dayanılarak açıldı.

Bir öğretim üyesi hakkında, eleştiri içerikli beyanları nedeniyle, darbe zihniyetinin ürünü olan bir mevzuat kapsamında soruşturma açılması, Bilgi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Bu lekeyi kabul etmiyoruz ve arkadaşımız Chris hakkındaki soruşturmanın derhal geri çekilmesini talep ediyoruz.

Rektör Remzi Sanver tarafından atanan Soruşturma Komisyonu, 15 Temmuz 2011 Cuma günü saat 15′te Dolapdere’de Chris Hocamızı “soruşturacak”.

Tüm Bilgi’lileri orada bulunmaya ve Bilgi’ye ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya çağırıyoruz.

YÖK BİLGİ’de Örgütlenme Özgürlüğü Denetimi Yaptı

Sosyal-İş Sendikası’nın geçen yıl, örgütlenme özgürlüğünün engellendiği gerekçesiyle TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na yaptığı şikayet üzerine, YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlyas Doğan, 30 Haziran 2011 ve 01 Temmuz 2011 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde denetleme yaptı.

Denetim kapsamında, ilgili kişiler Rektörlüğün toplantı salonuna çağırılarak “ifadeleri alındı” ve konuyla ilgili belge ve bilgiler toplandı.

Denetlemede Sosyal-İş Örgütlenme ve Eğitim Uzmanı Mahsun Turan’ın, Türk Dili Birimi’nden işten çıkartılan okutman arkadaşımız Akın Tek’in görüşlerine başvuruldu. Arkadaşlarımız, yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden örgütlenme çalışmalarımızda karşılaştığımız engellemeleri, baskıları ve tehditleri ayrıntılarıyla anlattılar. Anlatılanlar iki ayrı tutanak haline getirildi ve Denetim Kurulu Başkanı ve arkadaşlarımız tarafından imzalandı.

Sendikamız ayrıca, görüşmede dile getirilen konulara ilişkin belge ve bilgileri içeren bir dosyayı YÖK Denetleme Kurulu Başkanı’na teslim etti.

İki gün süren denetim sırasında Remzi Sanver, Aykut Yeşiltepe’nin de ifadeleri alındı. Başka kimlerin ifadelerinin alındığını öğrenemedik.

Prof. Dr. İlyas Doğan, konuya ilişkin hazırlayacağı raporu YÖK’e ve TBMM’ye iletecek ve gerek görülürse bir konuyla ilgili soruşturma başlatılacak.

Fen Edebiyat Fakültesi Mezuniyet Töreni’nde Stand Açıyoruz

TK bölümünden 10 hocamızın işten çıkarılmasını, Chris Hocamız hakkında soruşturma açılmasını, Bilgi’deki anti demokratik yönetim anlayışını ve haksız uygulamaları kabul etmiyoruz.

Bu uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağız.

Yarın gerçekleştirilecek Fen-Edebiyat Fakültesi Mezuniyet töreninde Stand açarak tepkimizi ve düşüncelerimizi paylaşacağız.

Sendikalı veya sendikasız tüm Bilgi’lileri sesimize ses katmaya çağırıyoruz.

Saat: 17.00

Yer: Santral Kampüsü

 

Sendikalı Bilgi Çalışanları

VAKIF ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞANLARI ARTIK YETER DİYOR..!

VAKIF ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞANLARI ARTIK YETER DİYOR..!

Türkiye’de ilk vakıf üniversitesinin kuruluşundan bu yana geçen süre otuz seneye yaklaşmakta. Vakıf üniversiteleri hakkında süregelen tartışmaların tarihi de bir o kadar var. Garip olan şu ki bu süre zarfında sesi en az duyulan kesimlerden birisi vakıf üniversitelerinin akademik yükünü sırtlanan kadrolar oldu.

 

Oysa vakıf üniversitelerinin ticari zihniyet tarafından biçimlendirilmelerinden, buna paralel olarak özel sektörün çalışma kurallarının buralara taşınmasından ve akademik çalışma ortamının giderek kaybolmasından öncelikle bizler mustarip olduk. Güvencesizlik, belirsiz görev tanımları, akademik hayatın ruhuna uymayan çalışma koşulları ve akademik karakterde olmayan disiplin kuralları sonucu vakıf üniversitelerinin akademik karakteri giderek aşınırken, aşınan başka bir şey de bu üniversitelerde çalışan ve akademik onurlarını korumaya çalışan bizlerin sabrı oldu.

 

Bu nedenle, vakıf üniversitelerini birer akademik kurum olarak değil de, ticari işletme olarak gören yönetim zihniyeti karşısında durmak, buralardaki akademik ve idari kadroların çalışma hayatları ile ilgili haklarını savunmak, akademik onurumuzu korumak anlamına gelmektedir.

 

Çoğu vakıf üniversitesinde sözleşmelerin imzalandığı bu günlerde işten çıkarılmalar, giderek düşen ücretler, disiplin cezaları, “giriş-çıkışlarda kart basma” gibi akademik hayatla bağdaşmayan uygulamalar yeniden gündemde.

 

Fakat “oyunun kuralları” artık değişiyor. Zira vakıf üniversiteleri çalışanları da artık sahaya iniyor.

 

Emeğimizi ve akademik onurumuzu korumak için hepinizi basın açıklamamıza bekliyoruz.

 

Tarih ve saat: 02.07.2011 Cumartesi – 13:00

Yer: İstiklal Caddesi Galatasaray Lisesi Önü

 

Vakıf Üniversiteleri Çalışanları

 

Destekleyen Kurumlar:

Sosyal-İş İstanbul Şubesi

Eğitim-Sen 6 Nolu Üniversiteler Şubesi

Sendikalaşmada Son Kulaca Davet

Bilgi çalışanları huzursuz, Bilgi çalışanları yorgun, Bilgi çalışanları önünü göremiyor ve en önemlisi Bilgi çalışanları umutsuz, mutsuz

Yıllardır birikmiş sorunlarımız vardı, yeni kampüs açılışlarıyla ya da başka hedeflerle karşılaştırılıp küçümsenen ve çözümleri sürekli ertelenen…

Sonunda “buyrun bunları yeni yönetiminizle çözün” dendi; kampüsler ve demirbaşlarla birlikte devredildik

Bu bir tür travmaydı; belirsizlikti, ama bir yandan da sorunlarımızı konuşabileceğimiz yeni bir yaklaşımla karşılaşma umuduydu

Bizleri “masraf”a indirgeyen bir yönetimle “karşılaştık” ne yazık ki...

Hazırlık hocaları ‘taşeron dil şirketinin elemanlarınca’ denetlendi ve ayıklandı

Destek personele taşeron tehdidi çıktı bu karşılaşmadan…

Vakıf üniversitesiymiş, fark etmez, “kâr getirmeyen” bölümler eski yönetimin “fantezisi” diye anılır, üstlerine sürekli bir gölge düşer oldu…

Burslu öğrencilerin yeni tanımı da bedavacı

Kapatılacak bölümler’ listesi yapılmaya başlandı.

Bilgisayar Bilimleri geçici kurtuluşu Matematik Bölümü ile birleşmekte buldu; YÖK’ten bir engel çıkmazsa tabii…

Ekonomi Politik ve Toplum Felsefesi bölümü hoca ve öğrencileri bu kadar şanslı değiller. Onlar artık olmayan bir bölüm için çalışıyorlar. Hatta öğrenciler başka bölümlere geçiş yapmaya zorlanıyorlar…

Akademik mail listesine mail atmak, İş Kanunu’nun “amirine hakeret etme” maddesine bağlanarak personel çıkarma nedeni olarak gösterildi. Hani “işçi” değildik biz?

Saat ücretleri, dönem başladıktan sonra sürpriz bir şekilde ayarlandı”. Senelerdir uzmanlığına başvurduğumuz kısmi zamanlı hocalar, düşürülmüş saat ücretli bordrolarla bize başvurduğunda, sadece mahcup olabildik…

Basın porno skandalıdedi, Bilgi bir ilke daha sahne oldu, E-1 Binası’nda OHAL ilan edildi. Akademinin sorunları akademinin kurumlarına değil, savcı ve polise havale edildi. Yargısız infaz ile mail ile öğretim elemanı atıldı…

“Yazı”nın yalnızca internet ve cep telefonu mesajında kullanıldığını sanan, “okuma”yı öğrenememiş üniversite öğrencilerinin varlığına rağmen Türkçe dersleri “lüzumsuz” kabul edildi. Türkçe hocalarına “yol verilmek” üzere…

İdari personel birer ikişer eksiliyor, kimsenin ruhu duymuyor. Orada kimse var mı?

Kurumun belleği, bölümlerin taşıyıcısı kıdemli asistanların bir kısmı Eylül’de artık burada olmayacağı tehdidi altında doktoralarını bitirmeye çalışıyor. Her bölümde tek kadrolu asistan kalana kadar kıyım sürecek. Bu plan çoktan açıklandı bile. Sonrası 10 aylık burslu öğrenci” statüsü ile paryalık sistemi. Hani Bilgi’nin “öğretim üyesi yetiştirme misyonu?”

Özel sağlık sigortasından yararlananlar yıl yarısı olmadan “limitiniz doldu” mailleri almaya başladılar. El çabukluğu marifet, bir baktık, % 40’lara varan oranlara düşmüş bu limit.

İşyerinde ücretsiz kreş yasal bir zorunluluk. Çocuklarımız yanı başımızda, iş arkadaşlarımızın çocuklarıyla ücretsiz ve kaliteli bakım hizmetinden faydalansın istiyoruz. Burada da boş sözler var, senelerdir bir gelişme yok. Maaşımızın büyük bir kısmı özel kreşlere gidiyor.

Okul yönetimi, personel giderlerinin yarı yarıya azaltılacağından bahsediyor toplantılarda.

Nisan ‘zamları’ Bilgi çalışanları için tek cümleyle özetlenebilir: Bankamatik başında hayal kırıklığı… Bir kısmımıza sigara parası, çoğumuza temiz hava, açıklama bekleyenlere bol güneşler…

Koca Fen Edebiyat Fakültesi Santral’den hocasıyla, öğrencisiyle sürülüyor. Yeni açılan “gözde”, “para kazandıracak” birim ve fakülteler, eskileri, “para kazandırmayanları” kovuyor.

Sosyal ve temel bilimlerdeki birikimimize saygı gösterilmiyor. Bunlar olmadan üniversite olur mu? Kalır mı?

Üstelik bütün bunlar,

akademik mail ortamındaki yazışmalara RAĞMEN,

bölüm başkanlarının ve dekanlarının itirazlarına RAĞMEN,

sendikalı, sendikasız Bilgi çalışanlarının ve öğrencilerin tepkisel eylemlerine RAĞMEN,

daha da önemlisi ÜNİVERSİTE YÖNETİM KURULU’NA RAĞMEN,

Yönetimin defalarca şeffaflık sözü vermesine RAĞMEN yukarıdan dayatılarak, otoriterce yapıldı, yapılıyor…

DAHASI VAR

Haziran seçimlerinden sonra yeni YÖK Yasası çıkacak, kâr amaçlı kurumlar üniversite açabilecekler.

Kârlılık” tepemizde sallanan değil doğrudan akademinin kalbini hedef alan bir kılıca dönüşecek.

‘Kâr getirmeyen bölümler’ kapatılacak. Kapatılmaması için bir neden var mı?

“Sponsorunu bulamayan” veya “online dağıtılacak kadar tektipleştirilememiş” bölüm ve dersler önce küçümsenecek, sonra küçülecek, en sonunda da karikatür ‘servis derslerine’ dönüşecek.

Kâr getirenler için de durum çok iç acıcı görünmüyor; Onların hocaları da üniversitenin dershaneye dönüşüm sürecine tanıklık edecek. ‘Adjunct-slavery’, kısmi-zamanlı-kölelik diye literatüre geçmiş sistem bize gerçekten çok mu uzak? Bir ‘googlelayalım’ bakalım!

Destek hizmetleri taşeronlara devredilecek.

İdari personel daha az elemanla daha çok iş yaptırmak için baskı altına alınacak.

“Laureate’e ödenmesi gereken borçlar”, denk bütçe derken, yeni yatırım planlarının birer piyonu haline geliyoruz.

Hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığımız bütçe hesapları bir tehdit olarak tepemizde sallanıyor.

BUNLAR BİRER FANTEZİ DEĞİL.

KARAMSAR, İŞGÜZAR KAFALARDAN ÇIKMIŞ SENARYOLAR DEĞİL.

BUNLAR ESKi/YENİ İŞVEREN OLSUN, SENDİKA OLSUN BAŞKA BİR KURUMA SU TAŞIMAK İÇİN ABARTILMIŞ DENEYİMLER DEĞİL.

YAN YANA KOYARAK GÖRMEK İSTEMEDİĞİMİZ, AĞIRLIĞI TAŞIMASI ZOR DENEYİMLERİMİZ.

 

YOKSA HANGİ AKILLI GİRER BU “SENDİKALAŞMA” DEDİĞİN ZOR İŞE, KEYFİ OLSA YERİNDE?

PEKİ NE YAPACAĞIZ?

İş bulup gitmek bir çözüm elbet; ama artık bir piyasaya dönüşen sektörde, nereye?

Yıllarca havasını soluduğumuz, ruhumuzla, emeğimizle var ettiğimiz, bizim için işyerinin ötesinde bir anlama dönüşmüş olan okulumuzu neden bırakıp gidiyoruz?

Biz bir grup Bilgi çalışanı hiçbir yere gitmiyoruz!

Bilgi’ye ve asıl önemlisi birbirimize sahip çıkmak için buradayız, birlikteyiz.

BİLGİ artık Sendikalı bir üniversitedir!

Aynı Wisconsin Madison gibi, New York University gibi, Liverpool Üniversitesi gibi, Paris I Sorbonne gibi, Berlin Humbolt Üniversitesi gibi, Viyana Üniversitesi gibi, York Üniversitesi gibi… Son dönemde akademisyenlerin örgütlenmesinin önemli bir birlik, ortak ses/söz yarattığı pek çok başka dünya üniversitesinde olduğu gibi.

Bir yılda bu gerçeği okul yönetimi de kabul etti. İnanmayın, “üniversitede sendika olmaz” diyenlere. Açın bakın! Laureate ağındaki Liverpool Üniversitesindeki University and College Union’a (UCU) bakın! (http://www.liv.ac.uk/laut/)

İki ay içerisinde bu okulun yarısına yakını kitlesel olarak sendikaya üye oldu.

Yetki almak için göstereceğimiz son küçük bir atılım, Türkiye’de üniversite tarihine de, kendi geleceğimizin huzur ve onuruna da şık bir imza olacak. Bilgi, bir ilki daha gerekleştirecek.

SENDİKA, bir işyerinde çalışanların sesinin/sözünün dikkate alınması için hukuksal zemin hazırlayan TEK kurumdur. Dernek, STK, Vakıf, Kurul bu güvenceyi sağlamaz.

Yetki alındıktan sonra yönetimin sendikalı Bilgi çalışanları ile imzalamak ve uymak zorunda olduğu Toplu İş Sözleşmesi (TİS), bir işyerinin anayasasıdır.

TİS’de yazılı parasal ya da işyeri ilişkilerini düzenleyen her türlü koşula işveren ve çalışan yasal olarak uymak zorundadır.

Bilgi’ye özel TİS için yaptığımız çalışmalarda, hem Türkiye’de Eğitim-Sen’in kamu üniversiteleriyle yaptığı protokolleri, hem de Kanada, Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerdeki üniversitelerde uygulanmış toplu sözleşme örneklerini göz önüne alıyoruz.

 

Sendika üyeliğinde GİZLİLİK esastır. Sendika üyelerinin listesi ve üyelik bilgileri hiçbir koşulda okul yönetimi ile paylaşılmaz.

Listeler ancak TİS için gerekli yüzde 50+1 sayısına ulaşıldıktan sonra ilgili Çalışma Bakanlığı’na verilir.

Sendikal bilgilendirme amaçlı mail listelerinde üyeler isterlerse isimleri gizli tutulur. İstenirse sendika iletişim listesine üyelik takma mail adresiyle de yapılabilir.

Sendika üyeliği anayasal bir haktır, işyerinde her türlü amirin / bölüm başkanının / idari koordinatörün üye olunmaması yönünde uyguladığı sözel ya da fiziksel her türlü baskı anayasal bir suçtur.

Sendikaya üye olmak, oy kullanmak kadar doğal bir haktır. Evlenmek kadar doğrudan hukuki sonuçları olan bir işlemdir.

Ve Bilgi’de Sendikal süreç bir macera, bir manipülasyon, bir heyecan değil, canı yanmış pek çok insanın ortak “ihtiyaç ve infial hissi” ile doğmuştur.

YAPILACAK ÇOK ŞEY VAR…. BİRLİKTE!

Her birimizin birer masraf kalemine dönüştürüldüğü, sonuçta ister istemez emeğimizin, kişiliklerimizin, özlük haklarımızın inkâr edildiği bir süreçten geçiyoruz.

Hepimiz yorgunuz, sürekli bir tehdit algısı ile enerjilerimiz tüketiliyor. İşyerine aidiyet algılarımız zayıflatılıyor, artık sadece günü kurtarıyoruz.

Ama aynı zor dönem, biricik, çıkar ilişkilerinden arınmış, statüler-arası bir dayanışma hareketini doğurdu.

BÜTÜN BUNLARI BİRLİKTE DEĞİŞTİREBİLİRİZ.

Sendikalılar da sendikasızlar da işten çıkartılabilir. Son bir senede Bilgi’de sendikalıdan daha çok sendikasız işten çıkarıldı. Daha da çıkarılacağa benzer. Üye olup olmadığına bakmaksızın, sendika işten çıkarılan herkese hukuki yardım konusunda el uzattı.

Ama işten çıkarmalara karşı ortak tepki verme ve korunma hakkı ancak sendikalı çalışanların elindedir.

Sendikaya üye olup, zaman içinde tanıdıkça ve öğrendikçe daha katılımcı olmak isteyebilirsiniz.

Her hafta Pazartesi günü 18.30’da Sendikamızın Aksaray’daki Şubesinde veya Üniversitemizde buluşur, o hafta gelen üyelerle kararları alır, iş bölümlerini yaparız.

Aslî haberleşme kanalımız, tüm sendikalılara açık olan bilgisendika_iletisim@googlegroups.com dur. Bu listeye Sendikalı Bilgili olarak, ister kendi, ister takma isminizle üye olmak için, mahsunturan@gmail.com adresine mail atmanız yeterlidir. Aynı şekilde, sendikaya üye olmak için de bu iletişim adreslerini kullanabilirsiniz.

Bu yapılanma dışında hiyerarşik yapı, gizli komite, örtük/açık başkanımız yoktur.

Pazartesi toplantıları, tüm Sendikalı Bilgililere açıktır. Biz hep buradayız!

Gel, hepimizin gücü olacak TİS için eksik olan sesimiz sen ol.

TİS taleplerin için, websitemizdeki TİS anketini doldurup, aşağıdaki mail adresimize yollayabilirsin.

TİS yapmak için yüzde elliye yüzerken son kulacımıza sen de katıl!